büyük bir zevkle her oturuşumu yazabilirdim ve her ay birkaç türkçe albüm alırdım. converse kutularını her başlangıçta büyük bir hevesle baştan düzenler ve yenisini aşk ile doldururdum. odamın duvarları öpücük verirdi her gece, her sabah ve pencerealtı sabah kuşları ile kedileri. delice kurardım kelimeleri olup olmayacak yerde kendimi bile şaşırtırdım. okumadığım kitapların tozunu alırdım ve eski sarı televizyonumun. sadece bir çerçevem vardı asılı, çeşit olsun diye her hafta deşiştirirdim içerisindeki fotoğrafı, şimdi bir tane olduğunu daha farkettim duvara dönük, döndürülmüş tarafımdan içinden çıkartılmamış fotoğraf oysaki, tozlu. uzun zamandır şöyle oturup odamda farkettirilmemişim kendime. ben burayı biliyorum. ben burayı seviyorum ya. bu odayı seviyorsun. bu odayı biliyorsun fotoğraftaki.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder