Salı, Aralık 22, 2009

kendi hakkımdaki düşüncelerimin değişmesinden korkuyorum.

Cumartesi, Kasım 21, 2009

kollarımın üstünde parmaklarını dolaşmaya çıkartacaksın değil mi, soluğunla omuzlarımı nemlendireceksin.
kasım2009

Cuma, Eylül 11, 2009

bırak kim ne düşünürse düşünsün birşeyler senin ağzından çıkıyorsa karşındaki her nasıl düşünecekse öyle düşünür bunun ne yönde olacağını bir de sen düşünme. kimin kim için şimdi ne hissettiğini ve ileride ne hissedeceğini bilemeyiz. çünkü herşey çok ince detaylardadır. hiç farkında olmadan birçok nedenden dolayı sevebiliyoruz ve nefret edebiliyoruz insanlardan. bu yüzden ne kadar sürerse arkadaşlıklar ne kadar sürerse beraberlikler o kadar sürsün. ve sürdüğü sürece mutlu etsin yeterlidir. eylül2009
nasıl bir manyaklık ki bu böyle kafanı ellerimin arasına alıp sallamak, öpmek inan tamamı doğru bu sevme biçimimin. minik ayaklarına sarılarak uyuyabilme isteğim var, istersen dön kıçını.


..
yeni aylık bebek gibi parmaklarına sarılmak istiyorum,
istiyorsan annem ol
öyle sev beni.
temmuz2009
hala çocuk musun bilmiyorum. ki isterdim öyle kalmış olmanı.
iyi ki doğmuşsun ve üzerine hayaller kurmuşum.
mayıs2009
çokca kelime olsada yaratıcılık kullanmadan sana daha fazla güzel şeyler söyleyebilsem keşke.
mayıs2009
boşlukları hayallere vurarak yaşayabiliyorum seninle arkadaşlığı doyasıya.. bir merhabadan daha fazlasıyla sen utangaçlaşıyorsun, doğarken gün.
apartman boşluğundan gökyüzüne doğru kara bir köpek ve güzel yeşil boyası dökülmüş kafes arasında bu ana kadar yalnız getirdiğim gündüze son anda senide dahil ediyorum; saatlerdir aklımdaymışsın gibi.
temmuz2009
sadece yürüyüp gittiğim ve beni güzel bir çayıra götüren bir yol değil artık, bilinçli olarak geçeceğim bilirim ki çokca göremeyeceğim seni o pencerede, farklı zamanlarda da olsa sen aşağı ben ise yukarı bakacağım. tükenmez heyecanı umarım, beni kutusuyla bile mutlu edebilen son hediye, somutlaştı belki, fakat ne diyebilirim ki hayatıma hoşgelişine.
nisan2009
incelmiş bir dal daha bir köprü belki kurabilmek isteği.
olmayan bir nehirin üzerine düşmek onun sayabileceği en yeşil gün için.
ıslanabilmek bir dakikalığına.
nisan2009

Perşembe, Mart 19, 2009

eskiden hangi kelimeleri kurardım bilmiyorum hatırlamıyorum bile bu bana fazlasıyla acı veriyorken bana düşün deme lütfen, çünkü parçalanıyorum ki düşünemediğim için zaten.

Pazartesi, Mart 16, 2009

çoğu insanın çok gerisinde kaldım, tam önlerindeyim kesin derken -bir baktım ki çok geride kalmışım bir kaç saniye sürmediğini bildiğim bu zamanda. lan hani diyorum onlarda benim gibi düşünürken yine önlerine geçebilir miyim. neden olmasın.
mart2009

Salı, Mart 10, 2009

nasıl hissettiğimi hissedememen çok acı...
terkedilmişlik değil , yada geri kalmış biri değilim.
hafif rüzgar altında üşüyor bedenim gözyaşlarımla,
unutulmuş bir masalım yada hatırlanmamış.
ne kadar o masaldaki cadı olsandaiyiki doğdun...
beyaz duvarların üzerindeki ufacık mavi çerçeveler kadar güzel kıldın beni ,
ve beyaz bir dünyadaki kırmızı çiçek kadar özel kıldım seni...

bu yazımda kötü şeyler yazmayacağım,
sessizlikte üstüne gitmeyeceğim..
bu gece çokça tebrik almışsındır
bende tebrik ederim seni,
kalbinden öpmek isterdim
hatta hayal etmeni ezberlemeye çalıştığın yüzümü..
görmek isterdim birkez olsun
gözyaşlarının düşmesini
denize olmasa bile yeryüzüne
en azından bu mutlu gecende..
gereğinden önce öğrendiğin herşey
gereğinden önce yaşadığın herşey
gereğinden önce başladığın herşey
gereğinden önce bitirdiğin herşey
seni olgunlaştıran herşey çok erken
ve sen bir seneyi daha bitirdin erkenden..
keşke bu kadar çabuk büyümeseydin
temmuz2006

Cumartesi, Şubat 21, 2009

bırak insanlar alışsın haline.
sen kabulleniyorsun onlar da kabullensinler.

sen ol her zaman. ayayşegül.

insanlara senin ayak uydurman gerekmez. yasko.
ben bana ait olmayan bir anahtarla, deliğimi zorluyorum. hasar veriyor o deliği yıpratıyor ve sinir uçlarıma dokunuyorum.

Salı, Kasım 04, 2008

hanımefendi

elinizi benimle paylaşır mısınız?

Cuma, Ekim 31, 2008

dokunma isteği dirseğinin arka boşluğuna, insan hissi yüzüne bakabildiğim uzun zaman sonra, pekala o halde en sevdiği renk mi olmalı gözlerimde yansıyan karşımdaki bedende.
bir sovyet ülkesinde kurşunlanmış bir apartman gibiyim. tozlu ve heryerinde gün ışığı.
Ağustos2008
boş bir hayatın uzayıp giden saatlerinin sesinden başka neyi yazabilirim. uzayıp giden zamanı yazmak neyi değerli kılar ki geçen zaman değersiz ve bir hiçle bağlıysa yatağına. kendime haksızlık eden bir ben olsaydım utanırdım, çok defa uğradım ben utanmıyorum desem. yoruyorum her gün her uykusuzluğu bırakıyorum mayalandırıp, tutmuyor bir öğlen vakti uyuyorum istemsiz kalbe.
Ekim2008
nerdesin acaba şimdi , merak ediyorum özlüyorum ve dahası ,
en önemlisi nemi ; kıskanıyorum seni.
alışamayacaksın ve gideceksin diye korkuyorum.
korkularla yaşanmaz farkındayım yaşayamıyorumda zaten.
ne kadar yakınsın halbuki , ama uzak olduğumuz konular çeliyor aklımı.
kalabildiğin kadar kal hayatımda.
olabildiğin kadar ol benimle.
aklımı kazıyorum şimdi.
madeni bir para yardımıyla sinirlerimi yıpratarak.
nerdesin ve nerde olacaksın.
ben kıyılarda boş kovanları seyrederken
vızır vızır geçecek arabalar.
dumanında kaybolacağım
martılar kirlenecek daha fazla.
ve daha fazla pislenecek bu dünya.
sen çerçevelere yerleştirirken bitirmiş olduğun emekleri
bende yerleştireceğim boşluğuma tekmeleri
ve hala aynı sokakta sonbaharı bekleyeceğim.
sen ise tüm dünyada yaşamış olacaksın sonbaharı
ben her sene burayı bekleyeceğim.
bir aşağı bir yukarı aynı kelimelerle yüzümde aynı ifadeyle.
kendini beğenmeyen kendini beğenmişim ben.
yıllar geçince böylemi hatırlayacaksın bu adamı.
yoksa .. yoksa sevdiğim adamdı mı diyeceksin.
Temmuz2007

Çarşamba, Ekim 15, 2008

senden sonra saçlarımı kesiyorum ilk defa , yağmur yağıyor döksem diyorum bahçeye makasından. beraber ıslattığımız sakallarıma elveda derken ağlamıştım, şimdi okşadığın, kokladığın saçlarım. zamanla girecek herşey yoluna ve zaman pek acımasız geliyor alıyor senden kalan izleri. sokakların sessiz olması neyi değiştirir bilmiyorum ama sanki bir kostarika filmi bu. ve sen yurtdışına çıktın, orada kaldın. ve ben bir motor aldım işe gidip gelmekteyim. taşlar yaşlandı yanıma gelişindeki ve sen hala güzelsin gözlerimin önünde. ve hiç dinlemediğim daha önce, birkaç parçayı mırıldanıyorum yazdığım. bayram olsa da gelsen tatil olmayan bu şehire. yine yüzüme dokunsan ıslansam. yine tadını alsam doldursam boğazıma kadar.
büyük bir zevkle her oturuşumu yazabilirdim ve her ay birkaç türkçe albüm alırdım. converse kutularını her başlangıçta büyük bir hevesle baştan düzenler ve yenisini aşk ile doldururdum. odamın duvarları öpücük verirdi her gece, her sabah ve pencerealtı sabah kuşları ile kedileri. delice kurardım kelimeleri olup olmayacak yerde kendimi bile şaşırtırdım. okumadığım kitapların tozunu alırdım ve eski sarı televizyonumun. sadece bir çerçevem vardı asılı, çeşit olsun diye her hafta deşiştirirdim içerisindeki fotoğrafı, şimdi bir tane olduğunu daha farkettim duvara dönük, döndürülmüş tarafımdan içinden çıkartılmamış fotoğraf oysaki, tozlu. uzun zamandır şöyle oturup odamda farkettirilmemişim kendime. ben burayı biliyorum. ben burayı seviyorum ya. bu odayı seviyorsun. bu odayı biliyorsun fotoğraftaki.

Pazar, Ekim 05, 2008

ağır konuşmuyorum hemde hiç.
sadece masumca hala masumlukları hatırlatmaya çalışıyorum.
hayvan gibi değil.
bir güneş gibi.
vücudu ısıtacak bazen utandırıp kızartacak.
ama gidip kendini özletip yine gelecek
ama hiç bir zaman vücudunla yakın temas kurmayacak.
belli bir yere kadar
yani en fazla yakacak kavuracak
ve gittiğinde
derini dökeceksin başka bir güneş için.

Çarşamba, Eylül 03, 2008

eskiden kadın kadındı. şimdi kadın ibaresinin ağırlığı kalmadı (ibare belki orada yanlış oldu ama uykum var , beni düzeltmeyin lütfen) , herkes birbirine kadın falan diyor. genç kızlarımız kadın lafını kaldıracak olgunluğa ulaşmadan başka mertebelere ulaştığı için mi yoksa. oops.

Pazar, Haziran 01, 2008

beyaz bir çarşafa terliyorum tek başıma
elim vucüdunun bıraktığı kırışıklıklarda
küçücük odamı paylaşıyorum senden kalanlarla
seni mutlu ettiğim her dakika yaşamak dedim işte ben buna
sevgimden korkardın, haklıydın çok severdim
her kalktığında elim inerdi sevgime
hiç bir zaman incitmek istemedim seni
ama yaptığım buydu sanırım
bir gün gitmen gerekeceğini söylediğimde
ağlardın sensiz yaşayamam diye
ve evet birgün tüm olumsuzluklara rağmen
tekrar aşık edebildiğimde kendimi sana
ilk umutsuzluğunda
belki de karşına çıkan ilk lunaparkta terkettin beni
içimde zırıl zırıl ağlıyorsun küçük kız
yaptıklarına inanamadığın gibi
ilk kez farkettin böyle düşünebildiğini
bana mı gücün yetti
bana mı sevdirebildin yalnız kendini
şimdi hepsi bu diyebiliyorsun yüzüme bakarak
herşeyini vermiş olduğun herşeyini veren bu adama
bitti mi sanıyorsun kendime acı çektirişlerim
bitmedi küçük kız
acı çekişlerim benim doyumum
hamlelerim yenilmek için
ben çöküntüler prensi
kendim için ağlayamam
kendini beğenmeyen
kendini beğenmişim ben.
Haziran2008

Perşembe, Mayıs 01, 2008

her insan gibi şunları söyleyebilirim , kızlar acı çekmeyi seviyor , aldatılmayı , kandırılmayı , bekletilmeyi , evet bunları yapıyor olsaydım , bunca şeyi yazmama gerek kalmazdı , şu an kesin birkaç kız kurusuyla deliler gibi eğlenir ve doğum günümü unutulmayacak bir an haline getirebilirdim..
ve ben o insanlar gibi olabilseydim hayatım boyunca üzülmez , bu kadar derin düşünmez , böyle şeyleri ömrüm boyunca yazmaz ve gerçek değere sahip hiçbir şeyin farkına varmazdım..
acı çekiyorum , öyleyse varım..
acı çekiyorum , öyleyse insanım..
acı çekiyorum , öyleyse o ‘ nun tarafından mukafatlandırılıyorum..
çoğu insanın yabancı olduğu düşüncelere sahibim ve diğer insanlara saygısızca bu düşünceleri sahipleniyorum..
mutluyum sizden daha mutluyum o ‘ nun tarafında sizden çok umutluyum..
inancını kaybetmeyen insanlarım ordasınız biliyorum ,
değişen dünyada ayakta gidenler boş verin kucaklara oturun..
neyiniz kalmış ki vermediğiniz namusunuz donunuzda , donunuz ellerinizde ve elleriniz yüzünüzde ve o şekilde insan içinde..
ben bile bu kadar iyi niyetimle sokağa çıkmaktan utanırken bu rahatlığınız tek birşeyin göstergesi..
acı çekmiyorsunuz , utanmıyorsunuz ve bir yığın duygulardan muafsınız , öyleyse yaşamayı hak etmiyorsunuz , ve utanıyorum sizleri bu haldeyken bile sevebildiğime inanamıyorum..
özür diliyorum insanlarım kendimi bir bok sanıyorum..
ve beni hak etmediğiniz halde sevginize muhtaç kalıyorum , işte o zaman siz de kendinizi bir bok sanıyorsunuz..

Cuma, Şubat 01, 2008

uzun bir kış olacak
kurumayacak
yaşlarımız kurumayacak
solgun, kurumuş dallar
boşalmış sağanak
ıslanmış birkaç parmak
ufacık çukurlar taşmış olacak
güneş saklanacak
biraz üzgün ağlayacak
gölgelerin kapladığı
sıcak bir yer olacak
geçmişin izleri
dinmiş fırtınalar
elini uzatsan yok olacak.

kış2008


Cumartesi, Aralık 01, 2007

ne güzeldi çocukluğumuz, mutluluktu okuduğumuz, beklentilerimiz olmazdı arkadaşlıklarımızdan şu leylek masalını hiç duymadım mesela ben, benim ki öyle bir aileydi, ben kendim öğrendim bu boş sayfaları doldurmayı konuştuğumda adam yerine konulup pür dikkat dinlenmeyi. ben kış aylarında sadece hasta olurum üşümem, üşümeyi öğrenmedim. bizim evimiz ilişkilerimiz hep soğuktu. ama soğumayı bilirim, kışın soğuk olduğunu da. ben hep kedilere köpeklere koştum sokağa çıktığımda, onlarla konuştum büyüdüm anlamaya anlatmaya çalıştım. bizim evin sesi hep açıktı hiç oturup konuşmadık hep beraber, bağırarak anlaşırdık. yabancıydık birbirimize aynı anda konuşur hiçbirşey anlamazdık. hep hevesliydim ben, neye mi? ne olursa işte, yeter ki gösterilsin, bu böyle densin yeterdi. tavanda bir lamba sallanır durur hiç değişmedi, bazen söner bazen yanar. sallanmaktan korkuyorum bende. boyamaya çizmeye kurcalamaya meraklıydım, ne kadar güzel şeyler bir çocuk için bunlar ama yanlış yönlendirildim. ne mi oldu sonucunda? göz boyadım, sapasağlam hayatımı kurcaladım durdum. bozdum dengemi. gördüm ki sorun büyük durdurmalı bu hayatı, o anı yaşamalı. fotoğrafın, fotoğrafların ne kadar güzel olduğunu farkettim, heves ettim fotoğraf çektim. biliyorum benim için lükstü şimdi rafta bana küstü. bilmiyordum öğretilmemişti yaşamak düzen ve dahası .. sorgulamaya başladım insanları bildiklerimle eleştirmeye başladım öyle yaşanmaz dediler bana hayır bildiğiniz yanlış dedim onlara, şimdi yaşıyorlar çamurlarıyla ben elimde kalem hala anlayamıyorum, tabi elimde kalem olmasıyla ilgili değil. insanların geçmişini sorgulamak yasakmış dünyada, bazı yalanları saklamak doğru sayılırmış yuvada. herkes ne yapıyor işte ortada, ben yapamıyorum! insanların geçmişini bilmezsem nasıl güvenebilirim onlara. evlilikler bozulmasın diye yalan söylenir mi o yalanla evlenilir mi? anlayamıyorum, neden kahroluyorum sizin seçimleriniz yüzünden. yarın güneş doğacak elbet ve diğer gün, peki ben neden alamayacağım bunun tadını? ama durun, yarın kendimi güzel hissettiğim kıyafetlerimi giyeceğim ve biraz olsun mutlu edeceğim kendimi gülmeye çalışacağım eminim bunu yapacağımdan. sonra bir gün yine oturup kara kara düşünmeye başlayacağım ..
neden neden neden..
diye diye diye ..
yaşlanacağım.
Aralık2007

Pazartesi, Ekim 01, 2007

ah gelirsin diye beklemek ne kadar da yoruyor bozuyor sinirlerimi bu denli telaşlanmak heyecanlanmak ne söyleyebilirim ki, tek gerçek olmayışın sen nerden gelirsin böyle apansız bir haftasonu delirtirsin ve herşeyi dedirtirsin. çercevelere sığmaz fotoğrafların bedenime sığmam bende bu gece alır da başımı orta hallice yürürüm köşelerden dertli ve sakince. hoşçakal gözleri güzel elleri minik kız yanarım saçlarına dokunamadım ya gözlerine fısıldayamadım ya kalbine hükmedemedim ya, yanarım ben çabukta sönerim kayarım bu gece gökyüzünden senin görebileceğin yerden sessizce ağladığın o çatıdan kayarım bir yıldız gibi..

Çarşamba, Ağustos 01, 2007

boş bir sayfada yeniden karalanmak ,
kayıp bir sandık gibi sessizce aralanmak istiyorum..
kalemlerim eskiden kalma ,
önüme bırakılan her bir parça imzalamam için..
ya bir elim , ya da iki elim
tutuldukça anlamlı
bakıldıkça anlamlı gözlerim..
giderken arkamdan ağlamak değil anlatmak istediklerim
karşındayken bağlanmak..
gönderdiğin sözler değildir
gönderdiğin sevgilerdir
aldığım sevgin değildir
aldığım hayalindir..

Pazar, Temmuz 01, 2007

dalga geçtiğimimi sanıyorsun
koştuğumumu sanıyorsun gözlerim bağlı
ve neden hoşçakal şimdi
yerli yersiz kırıklıklarla dolu bir merhaba yerine
neden aynı atmosferdeki hoşçakal kelimesi
sende mi bu kadar erken
ve sende mi rahatsız verdiğim nefesten
bu kadar mı özlem bilinmeyen tenlere
bu kadar mı isyan seni sevenlere
çekip gidenlermi oldu yoksa sendede
bilemeyeceğim , bilemeyeceğim
sadece bitsin biran önce bu gece


- ee peki ya sonra



Cuma, Haziran 01, 2007

bu kaçıncı yanışım
en rahat uykumdan uyanışım
bilemedim bu hayatın hiçbir anını
ve unutamadım can yaktığını
neden uyanır insan nefret ettiği bu dünyaya
sabahın köründe mide bulantılarıyla
neden sahip bu kahrolası bedenlere
neden şahit tüm gerçeklere
ben istemedim bilmek bu dünyanın namussuzluğunu
gözüme soktular bilerek sonsuzluğunu
nefeslerim kaldı gökyüzünde karıştı tüm pisliğe
nefessiz kaldım mecbur kaldım
solumaya aynı havayı sizinle.

Cuma, Nisan 27, 2007

yapabileceğim tek şey ölmek sanırım
eğitimini aldığım hiçbir mesleğim yok elimde
diğer insanlarla kıyaslanmadan
yapabileceğim tek şey ölmek sanırım
böyle sonuçsuzca
nereye kadar düşünebilir ve çabalayabilirim ki
hergün bir adım daha yükselirken insanlar
ben elimdekilerle avucumdakilerle
nereye kadar dayanabilirim ki
her yeni başlangıcım uçurumlar kıyısında
binbir sorularla , türlü korkularla
düşünmeden savaşmak var daima aklımda
öncesini bilmediğim bir beden için
bu kadar neden heba edilişim
kaptanı benim bu bedenin
gemimi terkedipte neden ki gidişim.
nisan2007

Pazar, Nisan 01, 2007

yalnızlığımı hissediyorum bugünlerde , hiç acımadan unutulmaya yüz tutan insanlar var hayatımda ve karşılıklı olarak aranmayı bekliyoruz , biliyorum..
özlüyorum hepinizi ve bu kadar muhtaç olduğumu sizlere hatırlatıyorum bir kez daha..
odalarda tek başına olmuyor , en güzel şarkılarda da uyunmuyor artık , çıkıpta sstiklalde de yürünmüyor..
eskisi gibi değil en saf duygular bile , dönüpte geriye haykırdığımda pişmanlığımı sus-pus oluyor sevdiceklerim..
en çok şu kelimeden korkar oldum (duyar oldum)..
- evet eskiden seviyordum ama şimdi sana karşı hiçbir şey hissetmiyorum.
eskiden sevildiğimi şimdi(yeni) öğreniyor olmak daha bi yakıyor canımı..
nasılda parçalanmaya yüz tutmuş insanlarım , aslında merak ettiğim arkadaşlığıyken aklındaki tek soru olan sevgiyi nasılda vuruyor yüzüme..
ahh insanlarım , ah beyaz kanatlı pişmanlığım..
bilmiyorum insanlar bunca yalanların içinde , şerefsizliklerin içinde yaptıklarıyla beraber rahat rahat yeni rüzgarların peşindeyken , ben neden hala en saf duygularımı düşünüpte yelkenimi açamıyorum rüzgara doğru , ve neden eskiye takılıp kalıyor paçam , ve neden bu kadar sağlammış diyorum..
ve insanlarıma bakıpta kararmış yüzleriyle dolaşırken , hiçbir şeyi sorun etmiyormuş gibi konuşurken bir kez daha soruyorum hiçbir suçum yokken , hep insanlarım incinmesin diye yastık olmuşken hala eskiye bakıpta bu delirişim neden..

Pazartesi, Ocak 01, 2007

yeteri kadar koyulaştı gecenin rengi, yakındı dediğimiz gelecek geçeli çok rüyaya uyuduk. geçmişini düşünen, hayatı dolandırırken kendi ayaklarına dolanıp kalan , yalnız kaldığımda camlarımı buharlaştıran çok oldu hayatımda, nemlidir duvarları yakın geçmişimin hala. çekmiyor daha fazlasını içim boşaltıyorum tek bir ağızdan ha bir adım önde , ha bir adım arkada. saat hayatımın gündüzünü gösteriyor çok geç olmuş aslında zamanda, hatırlayabiliyorum çilekleri, kirazları, güneşin ısıttığı çamurlu sularda saatlerce oynadığımı. bir zamanlar böyleydi dediğimiz düşüncesiz çoçukluğumuz, yakın geçmişimiz çok uzak görünüyor şimdi. garipsiyorum. ne kadar geçmiş olabilir ki üstünden, basit bir hesap ve sadece dört beş yıl. düşünmeyi öğrettiler bu zaman aralığında vazgeçemez oldum. ve birşey daha var aklımda.. düşün düşün yazık bana.
Ocak2008

Cuma, Aralık 08, 2006

ilk öpücük

elma gibi kızaran yanakların eşliğinde bir geminin suya ilk inişiydi.

Cumartesi, Aralık 02, 2006

ben, sen olmuşken sensiz bırakma kendini.

Cuma, Aralık 01, 2006

sandım ki
sandığımdaki
sarı kirazlarım
sakladıkça kızaracaklar
sardım ki kurdelayı
öyle bir boynuma
benim için ağlayacaklar
Aralık2006

Cumartesi, Kasım 25, 2006

duyguaba'ya


Gökkuşağı arkasına saklanan gözlerini keşfettim her kaçırışında aklını uzaktan üfleyen dudaklarını öpüşün sandım seni sevmeyi öğrettim sana güzel kalbimi gösterdim esirgemeden sözlerimi eğlendiğin gecelerde yollara bakıyor olacağım kafamı kaldırmadan ayaklarını arayacağım..

Perşembe, Kasım 23, 2006

yineler , kereler , meselalar..
tabiki hayat bu hersey mubah , hersey gelip geçici , herşey bugün gibi bitici , tüketici.. ayrılıklar olacak tabi , beraberliklerin oldugu gibi , ölümler olacak tabi , doğumların olduğu gibi.. buraya kadar hemfikiriz bugüne kadar olduğu gibi.. bazıları; siz yada biz, sen yada ben, onlar yada aha bunlar.. düşündükçe varlar, sustukca arka plandalar.. eee peki sevdigi halde söyleyemeyenler, istemediği halde ilgi görenler bir de bunlara ekleyeceğim aşkımdan geberenler.. peki bunlar ne için varlar, kim için yaşarlar, hayattan ne alırlar, kime ne verirler.. merak edilen bu olmasada, söylemek istediklerim bunlar olmasada, yada bilmediğim bir durumda bir çıkmazda bulunuyorsamda bu makalenin sonunu getiremiyeceğim korkusu içinde olsamda, beni anlayacaklar vardır elbet..
Ekim2005

Pazar, Ekim 01, 2006

yastıkların olmuştur senin çizgili
kaplan desenli , şeker kokulu
onlarla dalmışsındır en güzel rüyalara
onlarla uyanmışsındır ballı sütlü günlere
güneş vurdugunda yüzüne,
ögrenmişsindir nazlanmayı
hasta oldugunda ise yalvarmayı..
bi sevemedim kara kışları
o ince kaşlı kadınları , yüzündeki rütuşları..
gofret çıtırtısıyla yağan yağmur
parlıyor sayesinde yapraklar
uzaktan bağıran işçiler
anlaşılan bu saatte ekmek peşindeler
ada'yı görüyorum ışıkları titriyor
inanmazsın fakat sanki onlarda ağlıyor
sarı kanatlı uçuşan kelebeğim
birgün bende iyileşeceğim
bugün bir titreme , tutamadığım ellerim
sanırım başım döndü , yapamadım sevdiğim.
her gece temizlenir sokaklar silinir ayakizlerin
uçaklar geçer tepemden gideceksin bilirim
ilk günün yeşillikleri sensiz kalmadı bende yeri
iskeleler bizi özler, vapurlarda gülücükleri
oyunlar oynayalım küçücük dar sokaklarda
al bisikletini haydi, durma, kovala
fişekler atılsın tekrar, tekrar çıkalım o inşaata
inerken birdaha, birdaha atla kucağıma
yemekler yiyelim aynı masada, şarkılar söyleyelim
sabahları beraber uyanıp, beraber giyinelim
yanyanayken melekler gibi görünelim
herkesi uğurlayıp hikayemizden
bu dünyayı en son biz terkedelim
küçük notlar bırak bana, olmadığın zaman yanımda
adama benzet beni en kısa zamanda.
seni hissetmeyi özlüyorum
yeşil bir arkaplanda
düğmelere basmak
güldürmek ağlatmak
aynı anda
neşelendir beni
sevinçten uzak karelendir
teker teker hatırla
tüm hayallerini renklendir
yediğin şekerler renkliymiş,
bir öyle bir böyleymiş duyguların..
içinden çıkılamaz pembe yorumlar,
zor olsada yazdığın iki üç satır bir şiir varmış..

seni uyutmayan hayallerin,
kokusunu alamadığın çiçeklerin,
hepsine rağmen;
utanmadan peşinden koştuğun umutların varmış..

düşündüğünde inanamadığın,
gerçek olma ihtimalini onda bulamadığın,
herşeyini ona adadığın ama;
hiçbirşey soramadığın bir kalbin varmış..

eğer görürsen öpemeyeceğin,
durupta ona söyleyemeyeceğin,
utanıpta gülemeyeceğin,
bir hayalin varmış..

içinde tutamadağın sevgin,
üzerinde koşamadığın engin denizler varmış..